Hikayeler kategorisindeki içerikler
1999 yılının bir Şubat sabahında uyanan kahraman (şair), geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını ve insanların vefasızlıklarını geride bırakmaya karar verir. Tüm eşyalarını ve geçmişe dair izleri yok eder, evini satıp yeni bir semte taşınır. Bu radikal değişimle birlikte manevi bir arınma yaşar; sabah ezanıyla uyanıp ibadet eder ve huzuru sadelikte bulur. Hikaye, şairin kendi özünü kaybetmeden mutlu olmayı seçmesi ve yazacağı yeni şiirler için bir "ilham perisi" beklemesiyle sona erer.
Şair, dar ve karanlık sokaklarda yalnız başına dolaşırken soğuk ve sert rüzgârlara maruz kalır.
Ahmet ve Burak, küçücük yaşlardan beri dosttular. Yaşadıkları mahallede hayat bazen zor, bazen de çok öğreticiydi. O akşam sahil kenarında otururken Burak’ın sesi boğuk çıktı:
Öleceğiz bir gün. Birkaç gün ölecekler, sonra kalan malını bölecekler; hatta memnun kalmayıp üstüne bir de sövecekler.
Mavi bir renkten daha fazlası bence, sonu olmayan bir gökyüzü, umut dolu bir deniz. Cemal Süreya
Bir zamanlar, yeşil ve yoğun bir ormanda, karnı acıkmış bir kurt yaşardı. Diğer hayvanlar, onunla pek dostça davranmazdı çünkü kurdun hırslı bir yapısı vardı. Bir gün ormanda dolaşırken, mavi gökyüzünün altında küçük bir kızın cıvıl cıvıl sesini duydu.
Bir zamanlar, sakin bir köyde, sevimli ve yaşlı bir kadın yaşardı. Herkes ona "Büyükanne" derdi. Gençliğinde, birçok macera yaşamış, hayatın her yönünü tecrübe etmişti. Şimdi, huzur içinde yaşamak, çiçekleri sulamak ve torununun zaman zaman yaptığı ziyaretleri beklemekten mutluydu.
Bir zamanlar, ormanın derinliklerinde, cesur bir avcı yaşardı. Doğanın seslerini dinlemeyi seven, her gün ormanda dolaşarak av peşinde koşan biriydi. Bir gün, avcı ormanda dolaşırken, garip bir sessizlik hissetti. Doğa, sanki bir tehlikenin yaklaştığını hissediyor gibiydi.
Bulutlu bir akşamda, Eskişehir'de bir otobüs durağında beş farklı insanın yolu kesişti. Ayşe, Emre, Zeynep, Mehmet, ve Hasan, rastlantısal olarak durağın etrafında toplandılar, gözleri durağın kapısına odaklıydı.