Ecelin Anahtarı
Sait Çıkrıkçı
29.11.2025
132
Her ne kadar bir dosta yazılsa da bu şiir, yine yaşamın ve algının temel zıtlıklarını merkeze alan derin bir varoluşsal sorgulama sunuyor.
Can ki, sanırsın atışından ibaret kalbin
Lâkin hiç de öyle değilmiş
Aklın aynası arkasında insan
Ufuklar çok ta uzak değilmiş
Doğrular yalanlar, kötüler iyiler
Ecelin anahtarı ebedde değilmiş
Cennet belki de bana çok uzak
Ateş sadece cehennemde değilmiş
Neden aşık olur insan
Doğum ölümle kardeş değilmiş
Issız bir gürültünün içinde
Renklerin hepsi gerçek değilmiş
Sait Çıkrıkçı - Erzurum 29.11.2025
Not:
Bu şiir, yaşamın ve algının temel zıtlıklarını merkeze alan derin bir varoluşsal sorgulama sunuyor. Şair, başlangıçta kalbi yalnızca fiziksel bir atış olarak görme yanılgısını reddederek, aklın aynası ardındaki bilinçli insanı keşfe davet ediyor. Ufukların yakınlığı ve ecelin ebedde olmayan anahtarı gibi kavramlarla, kaderin ve bilginin aslında sanıldığı kadar uzak veya mistik olmadığını öne sürüyor. Şiir, cennetin uzaklığı ve ateşin yalnızca cehennemle sınırlı olmayışı gibi imgelerle geleneksel inançları sarsarken, aşk ve ölüm gibi güçlü temaları da yeniden tanımlıyor. Son dizedeki "Issız bir gürültünün içinde / Renklerin hepsi gerçek değilmiş" ifadesi ise, modern dünyanın kaotik yalnızlığı içindeki algı yanılmalarına dikkat çekerek, okuyucuyu nihai gerçeği bizzat sorgulamaya davet eden felsefi ve çarpıcı bir son nokta koyuyor.
Lâkin hiç de öyle değilmiş
Aklın aynası arkasında insan
Ufuklar çok ta uzak değilmiş
Doğrular yalanlar, kötüler iyiler
Ecelin anahtarı ebedde değilmiş
Cennet belki de bana çok uzak
Ateş sadece cehennemde değilmiş
Neden aşık olur insan
Doğum ölümle kardeş değilmiş
Issız bir gürültünün içinde
Renklerin hepsi gerçek değilmiş
Sait Çıkrıkçı - Erzurum 29.11.2025
Not:
Bu şiir, yaşamın ve algının temel zıtlıklarını merkeze alan derin bir varoluşsal sorgulama sunuyor. Şair, başlangıçta kalbi yalnızca fiziksel bir atış olarak görme yanılgısını reddederek, aklın aynası ardındaki bilinçli insanı keşfe davet ediyor. Ufukların yakınlığı ve ecelin ebedde olmayan anahtarı gibi kavramlarla, kaderin ve bilginin aslında sanıldığı kadar uzak veya mistik olmadığını öne sürüyor. Şiir, cennetin uzaklığı ve ateşin yalnızca cehennemle sınırlı olmayışı gibi imgelerle geleneksel inançları sarsarken, aşk ve ölüm gibi güçlü temaları da yeniden tanımlıyor. Son dizedeki "Issız bir gürültünün içinde / Renklerin hepsi gerçek değilmiş" ifadesi ise, modern dünyanın kaotik yalnızlığı içindeki algı yanılmalarına dikkat çekerek, okuyucuyu nihai gerçeği bizzat sorgulamaya davet eden felsefi ve çarpıcı bir son nokta koyuyor.
Yorumlar
Yorum Ekle
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!