Gilbert Keith Chesterton Hayatı ve Sözleri | DemliSözler.com - Hayatlar ve hayata hoş seda Demli Sözler

Sayfamızda İngiliz, Filozof Gilbert Keith Chesterton hakkında bilgiler yer almaktadır. Kısaca Gilbert Keith Chesterton Kimdir? Hayatı ve Sözleri derlenmeye çalışılmıştır. DemliSozler.com, Sözler, Aforizmalar, Bugün doğanlar, Bugün ölenler, Kimler geldi, kimler geçti, Biyografiler, Kısa Hayatlar, Demli sözler, kimin sözü, söz sahibi, sahibinden sözler, demli, sözler, com, demli sözler com

Gilbert Keith Chesterton

Gilbert Keith Chesterton - Gilbert Keith Chesterton İngiliz, Filozof
Doğum Tarihi : 19 Ağustos 1900
Ölüm Tarihi : 6 Ekim 1976
Aslan Burcu

Sayfayı Paylaş :

Gilbert Ryle (1900-1976), çağdaş İngiliz filozofudur. Dil felsefesi geleneği içinde yer almakla birlikte, Aristoteles'ten etkilenip, Edmund Husserl ve Meinong'la da ilgilenen Ryle'ın en önemli iki kitabı Zihin Kavramı ve İkilemler'dir.

Felsefenin en önemli görevinin, yanlış kurgu ve saçma kuramların, bu kuramlarda geçen dilsel deyimlerin sonucu olduğunu göstermekten oluştuğunu dile getiren Ryle, bir ifadenin sentaktik formu ile bu ifadelerin betimlediği olgu formlarını birbirinden ayırmış ve gündelik dilde geçen deyimlerden büyük bir çoğunluğunun sistematik olarak yanıltıcı olduğunu savunmuştur. Ryle filozofun, gündelik konuşmanın yanıltıcı ifadelerinden sakınmak için, tümceleri, felsefenin konu aldığı olgu formlarını açıkça gözler önüne serecek şekilde yeni baştan ifade etmeyi öğrenmesi gerektiğini söylemiş ve felsefi analizin bu tür yeni baştan tanımlamalarla başladığını iddia etmiştir.

Gilbert Ryle, 18 Ağustos 1900 tarihinde İngiltere'nin Sussex eyaletinin Brighton kentinde doğdu. Babası felsefe ve astronomiyle ilgilenen biriydi ve çocuklarını kütüphanelere götürüyordu. Ryle 1919'da Brighton College'dan mezun olduktan sonra, Oxford Üniversitesi'nde Queen College'da klasikleri okudu. Daha sonrayı burayı bırakıp felsefe opkumaya başladı ve okulu yüksek onur derecesiyle bitirdi. İkinci Dünya Savaşı'na kadar Christ Church'te öğretmen olarak kaldı. Savaştan sonra Oxford felsefe de profesör olarak görev yapmaya başladı ve Aristotelian Society'nin başkanlığını ve Mind dergisinin editörlüğünü yaptı. 6 Ekim 1976 tarihinde North Yorkshire'ın Whitby kasabasında öldü.

Ryle, başlangıçta Husserl ve Heidegger'in etkisiyle fenomenoloji üzerine makaleler kaleme almasına rağmen, Wittgenstein felsefesiyle tanıştıktan sonra analitik felsefeye yönelmiştir. Mantıksal atomculuk akımının ortaya çıkışı ve gelişimini yakından izleme şansına sahip olmuş, ancak akımın temsilcilerinin felsefe yöntemi kendisine fazla çekici gelmemiştir. Bilindiği gibi, analitik felsefenin bir kolunu oluşturan mantıkçı pozitivizm, Wittgenstein'ın Tractatus Logico Philosophicus adlı eserinden hareketle bir olgusal felsefe, bir mantıksal olguculuk oluşturmaya çalışmıştır. Burada resim kuramı ve özel dil tartışmalarına dayanan felsefe yöntemi, önermelerin çözümlemesini bu özel dil açısından yaparak felsefeyi bu özel dilin analizine indirgeme hareketi olarak karşımıza çıkar. Oysa Ryle, özel dil karşısında günlük dilin kullanımın kendisine yöntem olarak benimser ve bu günlük dil kullanımından hareketle bir dil çözümlemesine girişir. Mantıkçı pozitivistlerin olguya karşılık gelmediği gerekçesiyle felsefeden uzaklaştırmaya çalıştığı metafizik ise, Ryle açısından bir yatkınlık yahut eğilim alanı olarak kabul edilecektir. Kendisi de bir metafizik profesörü olan filozof, metafizik karşıtı filozofların tekelci düşüncelerine mesafeli yaklaştı ve kendine özgü bir felsefe yöntemi benimsemeye çalıştı. Ryle, mantıkçı pozitivistlerin mantıksal analizinin tersine, kavramsal analiz yoluyla felsefe yapmaya çalışmıştır. Kavramlar arasındaki farklılıkların gösterilmesi, Ryle açısından çok önemlidir. Çok soyut ve formel bulduğu modern mantığı yeri geldiğinde eleştirmekten kaçınmayan filozof, bu mantığın, önermelere içerikten koparılmış kuru bir bakış açısıyla yaklaştığını, oysa önermenin mantıksal formu olarak anılan şeyin içerik yoluyla özellik kazanıp belirlenen şey olduğunu öne sürer. Aynı mantıksal yapıya sahip olan iki önerme, eğer bağlantı içine soktukları kavramlar aynı kategoride değilse, aynı mantıksal forma da sahip değildir. Öyleyse, kategorilerin belirlenimi, onların a priori listesini yapmakla mümkün olacaktır. Tractatus'un etkisini daima üzerinde hissetmesine rağmen, özel dili hiçbir şekilde kabul etmeyen Ryle, bu kitabın öne sürdüğü kimi düşünceleri hiç kabul etmemiştir. Özellikle olguların dilin sınırlarını belirlemesi ve dünyayı da olgulara indirgemesi, filozofun en başından beri karşı çıktığı özel dilin egemenliğini gösteren bir durumdu. Fenomenolojiden dil çözümlemesine doğru bir gidiş gösteren Ryle felsefesi, aslından Wittgenstein'ın ikinci döneminde öne sürdüğü görüşlerle yani gündelik dilin felsefeye uygulanmasına olanak veren bir yöntemle biçimlenmiştir. Filozofa göre felsefenin görevi, yanlış felsefî sistemler ve saçma kuramlardaki anlatım yanlışlıklarını ortaya koymak ve onları düzeltmektir.

Böylelikle Ryle, felsefesinin yöntemini dilbilimsel çözümleme yani felsefe sorunlarına gündelik dille yaklaşarak ondaki girift ve yanlış ifadeleri göstererek onları doğru bir düzleme koymak olarak belirler. Tümel gerçeklikler arasından görünen çatışmalardan doğan felsefî sorunları çözmek, felsefenin asıl görevidir. Evrensel gerçeklikler arasında görülen çatılmaların yahut ikilemlerin temel nedeni, bu evrensel gerçeklikleri dile getiren tümel kavramları anlamamaktan, yanlış anlamaktan ileri gelir. Felsefe, bu kavramları dilsel açısından derinlemesine inceleyerek, onları yanlış anlaşılmaktan kurtarabilirse, kavramlar olmaları gereken yere, kendi mantıksal düzlemlerine konularak çatışmalar önlenmiş olur. Ryle'ın felsefeye yaptığı en önemli katkı, kuşkusuz kategori yanlışı dediği şeyin, yani kavramların yanlış kullanımından doğan yanlış kurguların ortaya konarak düzeltilmesidir. Kategori yanlışı, kavramları gerçekte olmaları gerekenin dışında, bir başka mantıksal tip ya da kategoride veya da bunların dizilerinde yer alıyormuş gibi göstermektir. Sözgelimi, bir kriket oyununu seyreden birisinin, takımların oyuncuları ve diğer oyuna ait şeylerin dışında bir takım ruhu elemanını sahada araması kategori yanlışıdır. Ona takım ruhunun topu atmak ya da yakalamak gibi bir şey olmadığı, onun başka bir kategoriye ait olan başka bir görev olduğu açıklanmalıdır. Yine Oxford Üniversitesi'ni ziyaret eden birine binalar, oyun salonları gibi üniversiteye ait mekanların gösterilmesinin ardından bu kişinin üniversitenin nerede olduğunu sorması da mantıksal açıdan bir kategorik yanlıştır. Çünkü bu kişi, binaların ait olduğu kategori içine üniversiteyi de yerleştirmektedir. Oysa üniversite, binaların tümünü içine alan bir kategoridir ve binaları kapsar.

Ryle, zihin felsefesinin önemli temsilcisi olması bakımından, bu yanlışları insan zihniyle bedeni arasındaki ilişkide göstermeye çalışır. Resmî öğreti dediği Kartezyen felsefenin zihin-beden düalizmini yadsırken, bu ikiciliğin nedenlerinin zihnin durum ya da etkinliklerini yanlış anlamaktan kaynaklandığını öne sürer. Zihni bedenin içine yerleştirilmiş fazladan veya beden-dışı bir varlık olarak görme eğilimi, insanı biri soyut diğeri somut iki ayrı tözün bulunduğuna inanmaya götürür. Böylece ortaya zihin-beden birliğinin, ahenginin karşıtı olan zihin-beden ayrılığını temsil eden makinedeki hayâlet dogması çıkar. Ryle'a göre bu durum, evrensel gerçekliği temsil etmekten çok evrensel yanlışlığı simgelemektedir. Felsefe, zihinle beden arasında olduğu sanılan bu düalizm yanılgısını, bu zoraki karşıtlığı ortadan kaldırmalıdır. Bunun için de zihin kavramının ve zihin-beden ilişkisinin dilsel çözümlemesi yapılarak, ne tarzda bir yanlış kurgu yapıldığı, ne tür bir yanlış anlama içine girildiği ve kavramların nasıl kategorik olarak yanlış anlaşıldığı aydınlatılmalı ve yeni bir açıklama getirilmelidir. Kartezyen öğretiye göre bir bireyin, makinenin içine yerleştirilmiş bir hayâlet olarak sunulması, kökten kategori yanlışlarına bağlıdır. Resmî öğreti, bedensel olanı mekanik düzlemde ele aldığı ve onun mekaniğini yasalarına göre işlediğini varsaydığı için, zihnin de aynı kategoride yer aldığını düşünmesinden dolayı onun da mekanik olmayan yasalara göre işlediğini savunmuştur. Eğer böyle bir çıkarımı haklı çıkarmaya kalkarsak, bireyin düşünce, duygulanım ve eylemlerini fiziksel, biyolojik ve fizyolojik olarak betimlememiz olanaksız olur. Bu yüzden bireye ait davranışları kopya terimlerle açıklamak gerekir. İnsan bedeni karmaşık yapıda düzenlenmiş bir bütünse, insan zihni de karmaşık yapıda düzenlenmiş başka bir bütündür ve onlar yalnızca farklı çeşit maddeden ve farklı yapıda oluşturulmuşlardır. Beden bir nedenler ve etkiler alanı olduğu gibi, zihin de başka bir nedenler ve etkiler alanıdır. Ancak bu etki ve nedenler mekanik türden şeyler değildir. Burada Kartezyen öğretinin maddeyi tek bir töze indirgeyerek yalnızca uzamsal özniteliğe sahip olduğunu söylemesine karşın, Ryle, maddenin etkinliğinden hareketle onun uzamsal niteliğinin yanında zihinsel niteliğinin olduğunu da belirtmektedir. Böylelikle zihin bedenden ayrı ve düşünsel töz olmaktan çıkarak, maddenin bir türü hâline gelmiş olur.

A
B
C
D
E
F
G
H
I
J
K
L
M
N
O
P
R
S
T
U
V
Y
Z
Q

Yorumlar / Değerlendirmeler Görüntüleme : 338

Yorum yok! Bu içeriğe ilk yorumu siz bırakın..


Bu güne özel Demli Sözler..